Ticari Kredinin Erken Kapatılması Halinde Bankanın Alabileceği Erken Kapama Komisyonu Ne Kadar Olabilir?

TBK’nun 20-25. maddelerinde de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede erken ifa halinde her iki tarafın menfaatlerini korumaya yönelik bir düzenleme var ise genel işlem şartı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. 

Bankaların gelir kaynaklarından birisi de müşterilerine sunduğu krediler nedeniyle elde ettiği faizlerdir. Kredinin erken ödenmesi halinde bankanın faiz gelirlerinden mahrum olacağı, erken ifanın bankanın mali tablolarını olumsuz etkileyeceği de tartışmasızdır. Bunun yanında ticari krediler bakımından erken ifa halinde indirim talep edilmesini gerekli kılan bir düzenleme veya adet bulunmadığından esasında erken ifa hali kredi borçlusunun lehine bir durumdur. Zira borçlu ödemek zorunda olduğu faizden kurtulacak veya daha düşük faizli veya daha uygun vadeli krediyle borcunu yeniden yapılandırabilecektir.

Ticari kredilerde, bankanın alabileceği erken ödeme komisyon oranı, diğer bankalardan benzer türdeki kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun erken ödenmesi halinde aldıkları erken ödeme komisyonu oranları sorulmak suretiyle, alınan erken kapama komisyonunun  fahiş olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna gidilmesine Yargıtay karar vermiştir. Emsal Yargıtay kararı aşağıdadır.

https://emsal.yargitay.gov.tr/VeriBankasiIstemciWeb/yeniTasarim/index.jsp

19. Hukuk Dairesi         2016/8817 E.  ,  2016/15663 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic.Mah.Sıf)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. … ve davacı vekili Av….’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan 31.08.2012 tarihinde 1.800.000,00 Euro kredi kullandığını, müvekilince kredi ödemelerinin düzenli yapıldığını, daha sonra krediyi erken kapatmak istediğinde davalı bankaca fazla ödeme alındığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla2.000,00 Euro’nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 04.12.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 97.279,23 Euro’ya çıkarmıştır.
Davalı vekili, davacı tarafından 27.06.2014 tarihinde kredi borcunun vadesinden önce kapatılması için müvekkili bankaya yazılı talimat verdiğini, bu talimatı üzerine taraflar arasındaki genel kerdi sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca belirlenen 97.279,23 Euro erken kapatma ücreti alınarak kredilerinin kapandığını, erken kapama maliyetinin yansıtılmasının mevcut yasal düzenlemelere, bankacılık ve ticari teamüllere uygun olduğunu, alınan ücretin kredinin taraflar arasındaki sözleşmeye göre normal vadelerinde ödenmesi halinde müvekkili bankaca alınacak faiz gelirinden daha fazla olmadığı nazara alındığında mevcut yasalara ve hakkaniyete ayrıkırı bir durumun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuyla, taraflar arasındaki sözleşmenin matbu bir sözleşme olup komisyon ücreti adı altında kesilen masraflarla ilgili davacının açıkça ve ayrıca bilgilendirilmediği, davacının bu konuda özgür iradesinin ulusüne uygun oluşturulmadığı, bununla birlikte davalı banka tarafından tahsil edilen komisyon ücretinin hangi zorunlu masraflara karşılık kesildiği hususunun davalı bankaca kanıtlanamadığı, bu durumda taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince davalı banka tarafından tahsil edilen komisyon ücretlerine ilişkin sözleşme hükümlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20. ve devamı maddeleri gereğince genel işlem şartı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı bankadan kullanılan ticari kredinin erken kapatılması nedeniyle davacıdan erken ödeme komisyonu adı altında tahsil edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 
Somut olayda, tacir olan taraflar arasında imzalanan 31.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca davacıya 1.800.000,00 Euro tutarlı kredi kullandırılmış, söz konusu kredi 27.06.2014 tarihinde vadesinden önce ödenmek suretiyle kapatılmıştır.
6098 Sayılı TBK’nın 96. maddesinde (mülga BK’nın 80. maddesi)”Sözleşmenin hükümlerinden veya özelliğinden ya da durumun gereğinden tarafların aksini kastettikleri anlaşılmadıkça borçlu, edimini sürenin sona ermesinden önce ifa edebilir. Ancak, kanun veya sözleşme ya da adet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca kural olarak borcun erken ifasına engel bir durum bulunmamakla birlikte borcun erken ifası nedeniyle aksi sözleşme, kanun veya adet gereği olmadıkça indirim talep edilemeyecektir. TBK’nun 20-25. maddelerinde de genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup sözleşmelerde; taraflardan birinin üstün veya avantajlı konumunu kullanarak, karşı tarafa dayattığı, karşı taraf aleyhine düzenlemeler içeren ve iyi niyet kurallarına aykırı olan bölümlerin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dava konusu kredi sözleşmesinin 11.1. maddesinde ” Banka’nın mutabık kalması halinde erkenödeme, taksit vadelerinden birinde ve ödeme vadesinde işlemiş faizin ve kalan ana paranın, Banka’nın o gün itibari ile katlanmak zorunda kalacağı maliyetler çerçevesinde belirleyeceği miktarda bir erken kapatma ücreti ile erken ödeme nedeniyle doğabilecek vergi, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu gibi mali yükümlülüklerin nakden ve defaten ödenmesi kaydıyla mümkündür. Banka’nın erken ödeme tarihi ile vade tarihi arasındaki süre için, erken ödemesebebiyle Bankanın mahrum kalacağı ilgili kredi faiz oranı üzerinden hesaplanmış faiz tutarını da talep hakkı saklıdır.” denilmek suretiyle erken ödemeye dair düzenlemelere yer verilmiştir. Bankaların gelir kaynaklarından birisi de müşterilerine sunduğu krediler nedeniyle elde ettiği faizlerdir. Kredinin erken ödenmesi halinde bankanın faiz gelirlerinden mahrum olacağı, erken ifanın bankanın mali tablolarını olumsuz etkileyeceği de tartışmasızdır. Bunun yanında ticari krediler bakımından erken ifa halinde indirim talep edilmesini gerekli kılan bir düzenleme veya adet bulunmadığından esasında erken ifa hali kredi borçlusunun lehine bir durumdur. Zira borçlu ödemek zorunda olduğu faizden kurtulacak veya daha düşük faizli veya daha uygun vadeli krediyle borcunu yeniden yapılandırabilecektir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11.1. maddesi erken ifa halinde her iki tarafın menfaatlerini korumaya yönelik bir düzenleme olduğundan bu haliyle genel işlem şartı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ancak, sözleşmenin anılan hükmü uyarınca davalı bankanın erken ödeme nedeniyle bir miktar komisyon talep edebileceği belirtilmiş ise de bu komisyonun hangi oranlarda alınacağı veya hesap şekline dair bir düzenlemeye sözleşmede yer verilmemiştir. Davalının alınan ücretlerin sözleşme ve bankacılık uygulamalarına uygun olduğunu savunması karşısında mahkemece, diğer bankalardan benzer türdeki kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcun erken ödenmesi halinde aldıkları erken ödeme komisyonu oranları sorulmak suretiyle davalı banka tarafından tahsil edilen ücretin fahiş olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.350,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.