İkinci el aracın ayıplı çıkması halinde davaya bakacak görevli mahkeme hangisidir?

Ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında araç alım satımı yapılmamış ise, bu tür bir satışta çıkacak itilaflarda genel mahkemeler görevlidir..

Aşağıda ki Yargıtay Kararı’nda; davalıların araç satımını meslek edinmediği, bu bağlamda davalıların yasada tanımlanan şekilde satıcı olmadığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Yasanın kapsamı dışında olduğu anlaşıldığından davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil, Genel mahkemeler görevli olduğuna karar verilmiştir.

İlgili Yargıtay kararı aşağıdadır.  http://emsal.yargitay.gov.tr/BilgiBankasiIstemciWeb/

13. Hukuk Dairesi 2017/2916 E. , 2017/3730 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

 

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı …’ın maliki olduğu otomobili diğer davalının vekaletname ile noterde kendisine sattığını, aracın pert total kaydı olduğu anlaşıldığını, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin iptaline, ödediği bedel 24.300 TL’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde, davalıların araç satımını meslek edinmediği, bu bağlamda davalıların yasada tanımlanan şekilde satıcı olmadığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Yasanın kapsamı dışında olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi değil, Genel mahkemeler görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde mahkemece genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak karar verilmesi gerekirken, tüketici mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

20. Hukuk Dairesi 2016/3155 E. , 2016/5362 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki davada Ankara 14. Asliye Hukuk ve Ankara 9. Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ayıplı mal satışından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesince, davaya konu işlemin tüketici işlemi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Ankara 9. Tüketici Mahkemesi ise davalının ticari veya mesleki amaçla hareket etmediği için uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca “Her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar” bu Kanun kapsamındadır. Kanunun 73/1. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamından doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.
6502 sayılı Kanunun 3/1-(i) maddesinde satıcı, “Ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden” gerçek veya tüzel kişi; tüketici işlemi ise, “Mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına hareket eden kişilerle tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem” olarak tarif edilmiştir.
Bu nedenlerle, mal veya hizmet alımına dair bir ilişkinin Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilebilmesi için, satıcı/sağlayıcı kişinin “Ticari veya mesleki amaçla hareket eden” bir kişi, mal veya hizmet alan kişinin ise ticari veya mesleki amaçla hareket “etmeyen” bir kişi olması ve taraflar arasında sözleşme veya hukuki işlem bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, taraflar arasında araç satım sözleşmesi mevcut ise de, davalı, ikinci el aracının satan kişi olup, ticari veya mesleki amaçla hareket etmediğinden 6502 sayılı Kanunun 3/1-(i) maddesi anlamında “satıcı” sıfatını haiz olmayıp; aradaki ilişki de “tüketici işlemi” değildir. Bu nedenlerle uyuşmazlığın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 11/05/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.