Yaralamalı Trafik Kazalarında Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir

2010 yılında meydana gelen bir trafik kazasında, ayak topuğu parçalanan kazazede lehine, yerel mahkeme 4.000-TL manevi tazminat hükmetmiş fakat Yargıtay, davacının yaralanma derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihine göre paranın alım gücü gibi nedenlerle , hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Kural olarak, manevi tazminatın miktarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmıştır. Manevi tazminat tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle), uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmesi gerekmektedir.

Hakim manevi tazminata hükmederken;

  • Saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliğini,
  • Kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesi,
  • Kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu,
  • Tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını,
  • Ülkenin ekonomik koşullarını,
  • Olayın ağırlığını, tarihini,
  • Paranın satın alma gücünü göz önünde bulundurması gerekir.

Ayrıca, bunların yanında Manevi tazminat miktarı;

  • Adalete uygun olmalıdır,
  • Kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranda olmalıdır,
  • Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurmayacak olmalıdır,
  • Ölçülülük ilkesine uygun, manevi tazminatın amacına uygun olmalıdır,
  • Zarar uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır,
  • Uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olmalıdır,
  • Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek miktarda olmalıdır,
  • Mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
  • Gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olmalıdır.

Emsal Yargıtay kararı aşağıdadır. http://emsal.yargitay.gov.tr/BilgiBankasiIstemciWeb/

17. Hukuk Dairesi 2016/4923 E. , 2016/4821 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :…….Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, davalıların maliki,sürücüsü ve trafik sigortacısı bulunduğu araç ile davacının sürücüsü olduğu motorsikletin kazası sonucu sağ ayak topuğu parçalanan müvekkilinin aylarca süren tedavisi sonrasında askerlik görevini de ifa edememiş ve çürüğe çıkarılmış olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 5.000,00 TL maddi (geçici ve sürekli iş göremezlik) ve 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 TL tazminatın kazanın meydana geldiği 15/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte (Davalı ……. maddi tazminattan poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili, 11/11/2013 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 36.363,58 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … …. vekili,davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 21.363,58 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 15/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’e verilmesine, (davalı … şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak ve faizden dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sorumlu olduğuna), 4.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 15/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’e verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, iki taraflı yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekili’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının, davalı … vekili’nin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47.maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi)hükmüne göre,hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı aslında ne tazminat,ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararı karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülüklerde değildir.Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktadır.Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. 22.6.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir.Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda,davacının yaralanma derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihine göre paranın alım gücü gibi nedenler dikkate alındığında, davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarı az olup, daha fazla manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … vekili’nin sair temyiz itirazlarının reddine, 2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.