Sağ kalan eşin katılma alacağı

 

“Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK uyarınca; eklenecek değerlerden(TMK’nun 229.m) ve denkleştirmeden(TMK’nun 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK’nun 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK’nun 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK’nun 236/1.m).

01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde katılma alacağına yer verilmemiştir.

Eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önce satın alınıp ölen eş adına tescil edilmiş mal ölen eşin kişisel malı olduğundan sağ kalan eşin mülkiyet hakkı yoktur. Yargıtay uygulamalarına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine mülkiyet hakkı tanınmamaktadır.”

Emsal Yargıtay kararları aşağıdadır.

8. Hukuk Dairesi 2016/21737 E. , 2017/427 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile davacının katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı ve katılma alacağının tespiti ile 278 ada 105 parselde bulunan 3 nolu bağımsız bölüm ile … plakalı araç üzerinde tasfiye alacağına mahsuben davacıya mülkiyet hakkı tanınmasını, kalan kısmın davalılardan faizi ile tahsilini istemiş, ıslah dilekçesinde araç üzerinde mülkiyet hakkı tanınmasına ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Davalı … vekili, davacının davasını kabul etmediklerini açıklamıştır.
Davalılar … ve …, davacının davasının aynen kabul ettiklerini açıklamışlardır.
Davalı …, usulüne uygun tebliğe rağmen cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile, dava konusu 278 ada 105 parsel 3 nolu meskenin muris … adına olan tapusunun iptali ile davacı adına TMK 240/1-3 madde gereğince tesciline, mahkeme veznesine depo edilen 262.000-TL’nin muris …’ın veraset ilamındaki hisseleri oranında davalılara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK’nun 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katılma alacağına mahsuben aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması isteğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Aile konutu ve ev eşyası” başlıklı 240. maddesin de aynen; ” Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz…” hükmüne yer verilmiştir.
Aile konutu, resmi evli eşlerin birlikte seçtikleri ve ortak aile yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantılarını buna göre düzenlemeyi amaçladıkları konuttur(TMK’nun 186 m, HGK 28.09.2011 tr 2011/556 K.).
Katılma alacağı, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK uyarınca; eklenecek değerlerden(TMK’nun 229.m) ve denkleştirmeden(TMK’nun 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK’nun 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK’nun 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK’nun 236/1.m). 01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde katılma alacağına yer verilmemiştir. Dairemiz uygulamalarına göre, aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine mülkiyet hakkı tanınmamaktadır.
Somut olayda; davacı ile eşi … evli iken 27.09.2010 tarihinde … ölmüş davacı sağ eş ile davalı çocuklarını mirasçı olarak bırakmıştır. Mal rejimi ölüm tarihi itibarıyla sona ermiştir(TMK’nun 225/1. m). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TKM’nun 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK’nun 202/1.m). Katılma alacağına mahsuben mülkiyet hakkı tanınması istemine konu 3 nolu mesken, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 13.07.1992 tarihinde satın alınarak, ölen eş adına tescil edilmiştir.
Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK’nun 179.m). Az yukarıda açıklanan aile konutu ölen eşin kişisel malı ise sağ eş lehine mülkiyet hakkı tanınmadığına yönelik Dairemiz uygulamaları göz önüne alınarak; 3 nolu mesken eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 13.07.1992 tarihinde satın alınıp ölen eş adına tescil edilmiş olması nedeniyle ölen eşin kişisel malı olduğundan Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde iadesine 19.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

8. Hukuk Dairesi 2016/20949 E. , 2016/17203 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

… ve … ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair … 17. Aile Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

K A R A R

Davacı … ve … vekili, ortak miras bırakan … ile davalının evlilik birliği içinde birlikte satın aldıkları ancak davalı adına kayıtlı taşınmaz ve banka hesaplarında bulunan para nedeniyle 1.000,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21.11.2014 tarihli dilekçe ile talep miktarını artırarak sadece taşınmaz nedeniyle toplam 337.500,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, taşınmazın alınmasına murisin katkısı olmadığı, davalının şahsi birikimleri ile alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 337.500,00 TL alacağın davalıdan alınarak davalılara verilmesine, davalının miras payının tereke hesabında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından taşınmaz yönünden temyiz edilmiştir.
1. Toplanan delillere dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacıların tüm ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mirasçılar tarafından, sağ eşe karşı açılan artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK m. 231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak .//..
olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 24.07.1992 tarihinde evlenmiş, 18.03.2012 tarihinde eş … ölmüştür. Mal rejimi ölüm tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/1). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu … parsel 10 nolu bağımsız bölüm eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 24.11.2005 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacıların ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesine dayalı alacak talebinde bulundukları, davalının taşınmazın fon satışından elde edilen para ve kredi kullanılarak satın alındığını savunduğu, dosya kapsamında fon satışının … Bankası A.Ş. … Şubesi … nolu hesaptan yapıldığına ilişkin dekont bulunduğu, ancak ilgili hesaba ilişkin ilk açılıştan taşınmazın edinildiği tarihe kadar olan hesap hareketlerinin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle fon satışının yapıldığı banka hesabının ilk açılıştan taşınmazın edinildiği tarihe kadar olan hesap hareketlerinin getirtilerek, hesabın kişisel maldan kaynaklı olup olmadığının araştırılıp sonucuna göre davacıların alacak talebi hakkında karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3. Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek artık değere katılma alacağı, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar üçüncü kişilere karşı kişisel olarak (4721 s.lı TMK m. 599/2) ve müteselsilen (TMK m. 641) sorumludurlar. Her ne kadar, davacılar temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacılar da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan …’ın mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK’nun m. 499), alacaklı ve borçlu sıfatı mirasçı davacılarda da kısmen birleşmiştir.
Taraflarca, mirasçılardan her hangi birinin mirasçılık sıfatını yitirdiği (4721 s.lı TMK m. 511 vd, 578 vd, 605 vd.) iddia edilip kanıtlanmamıştır.
Tüm bu açıklamalara göre, davacı mirasçıların mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacılar dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Buna göre, hüküm altına alınan tereke borcundan davacıların miras payı oranı da gözönünde bulundurularak davalının sorumlu olduğu miktar dikkate alınarak hüküm fıkrasında
.//..

 

gösterilmesi gerekirken, borcun tamamının davalı mirasçıdan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Kabule göre de; hüküm altına alınan katılma alacağının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesi gerekirken sehven davalıdan tahsili ile davalılara verilmesi şeklinde karar verilmesi düzeltilmesi gereken yanlıklıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 2. ve 3. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 5.779,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 5.764,00 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

8. Hukuk Dairesi 2016/6028 E. , 2016/7608 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

… ile … ve … aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.04.2014 gün ve 55/196 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi bir kısım davallıar …, …, … tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde ölen eşi adına edinilen traktör ve römork nedeniyle 3.000,00 TL alacağın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 07.01.2014 tarihli dilekçesi ile talep miktarını artırarak toplam 5.750,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ve …, malları davacının kullandığını, davacının iyiniyetli olmadığını belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmış, davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 5.750,00 TL alacağın karar tarihinden itiberen işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin faiz isteminin reddine karar verilmiştir. Hüküm, birkısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, sağ eş tarafından, diğer mirasçılara karşı açılan artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda belirlenecek katılma alacağı, terekeye ait borç olup, mirasçıların miras paylaşımından önce ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Terekeye ait borç ödendikten sonra kalan miktar, mirasçılar arasında miras payları oranında paylaşılır. Tereke borçlarından bu sıfatını kaybetmemiş tüm mirasçılar, kişisel olarak (4721 s.lı TMK m. 599/2) ve müteselsilen (TMK m. 641) sorumludurlar. Her ne kadar, davacı temyize konu davayı terekenin alacaklısı sıfatıyla açmış ise de; davacı da dahil davanın tarafları, ortak mirasbırakan Afife Tetek’in mirasçısıdırlar ve tereke borçlarından yukarıda açıklanan kanuni düzenlemeler çerçevesinde hepsi de sorumludurlar. Başka bir anlatımla, mirasçılık sıfatına sahip olduğundan (TMK’nun m. 499) alacaklı ve borçlu sıfatı davacı sağ eş de birleşmiştir.
Taraflarca, mirasçılardan her hangi birinin mirasçılık sıfatını yitirdiği (4721 s.lı TMK m. 511 vd, 578 vd, 605 vd) iddia edilip kanıtlanmamıştır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacıda dahil bütün mirasçılar miras payları oranında sorumludurlar. Buna göre, hüküm altına alınan tereke borcundan davacının da miras payı oranında sorumlu olduğu gözetilerek, davalılardan tahsiline karar verilecek miktarın hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekir. Diğer yandan mirasçıların kendi aralarındaki terekeden kaynaklı borcunun sorumluluğu müteselsilen olmayıp miras payı oranında olması gerekirken müteselsilen sorumluluğa karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle birkısım davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayıl HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde bir kısım davalılar … ve müştereklerine iadesine 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.