TÜKETİCİLERDEN ALINAN SENETLER GEÇERLİ MİDİR?

Hayatın olağan akışı içinde bir ev sahibi olmak herkesin hayali bunu gerçekleştirmek ekonomik olarak pek mümkün olamazken ön ödemeli konut satış sözleşmesi sonucu ev sahibi olmaya çalışırız. Ya da pek çok tüketici ilişkilerinde bono verme zarureti doğmaktadır.

TKHK m 4/5  hükmü uyarınca  Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.

TKHK m 4/5 uyarınca belirtilen geçersizlik sadece tüketici yönündendir. Tacirin ticari ilişkide bulunduğu kişilerle aralarındaki geçerlilik durumunu etkilemez ama tüketici yönünden artık geçersiz bir kıymetli evraktır.

Nama yazılı kıymetli evrak alacağın temliki ve ciro ile tedavül edilir. Bunun sonucunda alacağın temlikinin sağladığı avantaj ile şahsi defilerimizi kıymetli evrağın lehtarına karşıda ileri sürebiliriz.

Bu hükmü dikkate almadan emre yazılı düzenlenen kıymetli evraklar gerek kanunun açık hükmü gerekse HGK kararı uyarınca GEÇERSİZDİR.

Yer verdiğimiz Yargıtay kararında görüleceği üzere tüketiciden alınan bonoların nama yazılı olması şartının sağlanmadığı için emre yazılı olması hasebiyle bu durumun kamu düzeninden olması sebebiyle Yargıtayca resen dikkate alınıp hüküm tesisi tüketici güveni yönünden son derece isabetlidir.

SONUÇ : Ticari ilişki  sonucu tüketiciden alınacak bonolar mutlaka nama yazılı olmak zorunda emre yazılı kıymetli evrak geçersizdir.  Buda tüketiciyi korumak bakımından isabetli bir hükümdür. Emsal yargıtay kararı aşağıdadır.

Stj.Av.Yunus Hoş

ASM HUKUK BÜROSU

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi         2016/8741 E.  ,  2016/10031 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ  :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından başlatılan 8 adet bonoya dayalı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde, borçlunun borca itirazı üzerine alacaklı tarafından icra mahkemesine yapılan başvuru ile itirazın kaldırılması talep edilmiş, mahkemece takip dayanağı senetlerin kambiyo vasfında olduğu gerekçesiyle istemin kabulü ile itirazın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Somut olayda, takip dayanağı bonoların, taraflar arasında yapılan mobilya alım satım sözleşmesi kapsamında verildiği, alacaklının tacir borçlunun tüketici olduğu görülmektedir. Zira, borçlu icra dairesine yaptığı itirazında, takip konusu senetler karşılığında alacaklıdan aldığı ürünlerin bir kısmının teslim edilmediğini, bir kısmının da ayıplı olduğunu, dört taksidini ödediğini ancak eksiklikler giderilmediği için kalan taksitleri ödemediğini belirtmiş, alacaklı da icra mahkemesine başvuru dilekçesinde borçlunun iddialarının Tüketici Mahkemeleri’nde yargılamayı gerektirdiğini ileri sürmüş olup, takip dayanağı senetlerin de aynı miktarda düzenlenen sıralı senetler olduğu görülmüştür.

4077 sayılı Tüketici’nin Korunması Hakkında Kanun’un taksitle satışı düzenleyen 6/A maddesinin 3. fıkrası gereğince; taksitle satış sözleşmesinden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir. Her nekadar borçlu, itiraz dilekçesinde, takip konusu senetlerin taksitli satışa işikin olup nama yazılı düzenlenmesi gerekirken emre yazılı düzenlenmesi nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmemiş ise de; söz konusu kanun hükmüne aykırı hususlar, kamu düzeninden olup mahkemece resen nazara alınmalıdır.

Bu durumda, borçlunun itiraz dilekçesi, alacaklının icra mahkemesine başvuru dilekçesi kapsamı ve senetlerin sıralı oluşu nedeniyle takip dayanağı senetlerin tüketici kanunundan kaynaklanan taksitli satış sözleşmesi kapsamında verildiği sabit olup, alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketici’nin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından mahkemece itirazın kaldırılması isteminin reddi yerine işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.