Ceza Mahkemesinde Şikayetten Vazgeçmenin Boşanma Davasına Etkisi

Yargıtay, ceza mahkemesinde görülmekte olan bir davada şiddete uğrayan kadının şikâyetinden vazgeçmesinin tek başına eşini affettiği anlamına gelmediğini, eşin maruz kaldığı fiziksel şiddetten dolayı kocasını affettiğine ve tarafların barıştıklarına ilişkin başka bir delil ve olgu bulunması gerektiğine hükmetmiştir.

Yargıtay, eşinden şiddet gören kadının, ceza mahkemesinde şikayetinden vazgeçmiş olmasını, eşini affettiğini göstermeyeceğini, söz konusu şiddet olayından sonra tarafların bir araya gelmemiş olmaları da şikayetten vazgeçmenin af niteliğinde olmadığı gösterdiğine hükmetmiştir. İlgili Yargıtay kararı aşağıdadır.

http://emsal.yargitay.gov.tr/BilgiBankasiIstemciWeb/DokumanGosterServlet?dokumanId=6dQp1E3JJN2TqHn5HwZgd7pMO1SCD0Le%2BRwsNJGzcYM%2Fa%2B6gU8dOQaq%2FfBdKB2eri%2BLKai5OGZOdQNx8G2czor8RW8I62XTTDKPga0HLhW2wYvThCb9tx1XO6xaknhW%2FztG7bOUexLGvfAtx2h7xZQ%3D%3D&aranan=%C3%B6zel%20hayat%C4%B1n%20gizlili%C4%9Fi&dokumanTuru=YARGITAYKARARI

2. Hukuk Dairesi         2016/2415 E.  ,  2016/7101 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı kadın tarafından, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat istekleri ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 16.11.2015 günü duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı-karşı davalı … ile vekili gelmedi. Davacı-davalı vekili Av. … adına çıkarılan davetiyenin bila tebliğ iade edildiği görüldü. Davalı-davacı vekili Av. …: Biz murafada ısrarcı değiliz dosya üzerinden karar verilsin dedi. Beyanı okundu imzası alındı. Dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı, bu eyleminden dolayı hakkında kamu davası açıldığı ve kovuşturma sonucunda suçu sabit görülerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dosyaya alınan ceza mahkemesi kararından anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı kadının ceza mahkemesinde, eşi hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması, eşini affettiğini göstermez. Kovuşturmaya konu olaydan sonra tarafların bir araya gelmemiş olmaları da, ceza mahkemesindeki şikayetten vazgeçmenin af niteliğinde olmadığını göstermektedir. Bunun dışında maruz kaldığı fiziksel şiddetten dolayı kocasını affettiğine ve tarafların barıştıklarına ilişkin bir delil ve olgu bulunmamaktadır. Mahkemece davalı-karşı davacı kadına eşine ait e-mailleri izinsiz olarak üçüncü kişiyle paylaşmak suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesi ile kusur yüklenilmiş ise de, kadın hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan ceza davasında davalı-karşı davacı kadının beraat ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin kabul edilen kusurlu davranışlarının yanında eşine fiziksel şiddet uyguladığı davalı-karşı davacı kadının da eşine hakaret ve tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşı davalı erkeğin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda daha ziyade kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda erkeğin davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları oluşmuştur. Erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmiş olması açıklanan sebeplerle sonucu itibariyle doğru olup, davalı-karşı davacı kadının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, boşanma hükmünün kusur bakımından gerekçesinin düzeltilerek onanmasına ve davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir (HUMK m.438/son).2-Boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkek daha ağır kusurlu olduğundan, boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının bu isteklerinin hatalı kusur belirlemesi sonucunda reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple hükmün kusura ilişkin gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.04.2016 (Perş.)